“Şiir, insanı dönüştürerek yeniden yaratır”

 “Şiir, insanı dönüştürerek yeniden yaratır”

[ad_1]

 

 “Kavgamızı, umudumuzu, kalp çarpıntısını, başkaldırıyı şiirde buluruz” diyen Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği, Dünya Şiir Günü’nde şiire seslendi.

Kıbrıs Sanatçı ve Yazarlar Birliği, Kolektif Dünya Şiir Günü bildirisini yayınladı.

Şiire saygı

Şiir insanı varlığından haberdar olmadığı bir varlığa, kendisiyle yüzleştiği bir atmosfere taşır.

Acının merkezinde gizli umuda, hayallere ve yıldızlara götürür. Karşıtların kardeşliğine yol alır. Yazanı ve hakkıyla okuyanı, yepyeni evren ve mekânlara; yepyeni nefes alma deneyleriyle en derin sulara dalabilme olanaklarına götürür.

Gizli hikayemize, kendimize söyleyemediğimiz sözcüklere götürür şiir bizi. Şiir bizi geldiğimiz yere götürür, dönüştürür ve yeniden gönderir. Bazen eve bazen sokağa çıkarır. Bilinmeyene fakat sezilene, insanda gizli insana götürür.

Şiir bazen insanın ayak seslerinden kaçışıdır yengeç yürüyüşünde. Bazen de güvercinin, uzun uzun, döne döne, bale öpüşmesi. Bazen serçenin, kargaların bilediği gagaları arasında bir bulgur tanesini öpüp uçuvermektir.

Şiir bizi kendimize söylemediğimiz sözcüklere götüren, sihri gerçekleştirmeye yöneltendir.

Şiir doğduğumuz ve masalsı sandığımız hayatın en karmaşık ve giz dolu taraflarını fısıldayandır bize.

Şiir, bizi o araya araya bulamadığımız, öz ben’imize, içinde eridiğimiz insanın dünyadaki varoluşunun trajik bilgisine, harflerin ilmine, sözün büyüsüne götürür. Şiir bizi yan-yana gelememişliğimize, ulaşılmaz olana götürür.

Şiir bize kendimizin bile farkında olmadığımız, yok sayıp bazen inkâr ettiğimiz benliğimize götürür. Tüm duygularımızın öz halini, aynadaki kör noktayı işaret eder. Yaşam yolculuğundaki gezginliğimizin düşünü gösterir.

Şiir, insanı dönüştürerek yeniden yaratır. Kendimize dair farkında bile olmadıklarımızı gösterir bize. Zihnimiz henüz yoruma kol sıvamamışken, kalbimizle hissetmemizi sağlar. İçimize, ruhumuzun ve hayatın dehlizlerine yolculuk yaparız şiirlerle. İçimizdeki bütün çocukları toplayıp şarkılar söyleriz.

Dilin aslında ne kadar işlevsel olduğunu gösterir şiir.  İçimizin aynası, nefesi olur. Işığı, aydınlığı işaret eder. Kötücül duygu ve zafiyetlerinden arınmış insan olmaya çağırır bizi.

Kavgamızı, umudumuzu, kalp çarpıntısını, başkaldırıyı şiirde buluruz.

Şiir bize insanı işaret eder. Onların dünya nimetlerini eşit paylaşabilmesi için sezgilerini geliştirir ve soru sormasını sağlayıp yüreklendirir.

Yaşadığımızın kanıtıdır şiir. Hayata dair öğrendiğimiz her şeyi fakat aynı zamanda hiçbir şeyi gösterir.

Her şeyin tılsımlı olduğuna, rüyanın, uykunun ilahi bir dili olduğuna işaret eder şiir. Şiir, rüyanın sekanslarıdır. Rüya ilahi dilse, şiirdir o dil. Şiir gök çocuklarının diyaloğunun kendisidir.

İçimizde açan çiçeğin kokusu, kopan fırtınanın sesidir. Aynaya yansıyandan ötesini gösterir. Mümkün olmayan o rüyanın umuda gizli diliyle fısıldar.

Şairin gözlemlediği, yaşadığı, hayal ettiği her şeyin bir nehrin akışı gibi dizelere dökülmesidir şiir.  Bütün yolların ücramızdaki o saf insana çıktığını ve hep ötelerde kendimizi bulabileceğimizi işaret eder.

Şiir, “ben”i, “biz”i bulduğumuz yoldur. Buldukça aydınlanır, hayatın ışığı oluruz. Şiir, bu hayatın duygusal, düşünsel, deneyimsel ve anlamsal sonsuzluğuna işarettir. Şiir bize söyleyemediğimizi işaret eder, sorulmayan soruları sordurur.

Az sözle çok şeyi söylememizi, hislerimizi, her şeyi koşulsuz sevmeyi, empatiyi sağlar. İçimizdeki gerçeğin kristalleşmiş halidir.

Şiir bize gökkuşağının görünen ve görünmeyen tüm renklerini, bir çocuğun tertemiz yüreği ve elleriyle işaret eder. Yarına umutla bakabilmeyi ve her koşulda ayağa kalkabilmeyi,

Sevgiyi, barışı, kardeşliği, hoşgörüyü, aydınlığı işaret eder. “Ben, başkasıdır, başkası, bendir”. İşte bunu işaret eder şiir. Şiir, uzaklara koşanı ve uzaklardan gelivereni ve rastlaşmış gibi yapanı gösterir.

Şiir, tamirci çırağının yüzündeki ise, pasa işaret eder.

Şiir, bir toplanma borusu, umarsızlığı yıkma çağrısıdır. İlk şiirden bugüne, “yaşayan” ne kadar şiir varsa, bunun eşsiz kanıtıdır

Yaşamaya değen her şeyi sözcüklere dökendir şiir. En müthiş şiir, okuduğunda sözcüklerinin çok ötesinde müziği, ritmi, edası ve büyüsüyle büyük bir şeyi hissettirendir.

Yüzyıllar öncesinden ve sonrasından bir sözcükle, bir dizeyle, aynı histe buluşmayı, ortak duyguları ışık gibi, gökyüzü gibi paylaşmayı getirir.

Kelimelerin diziliş şekline göre, insanın duygularını anlamaya ve aktarmaya yetecek güçte olduğunu gösterir. Tenin sıcaklığını, dokunuşu, ulaşılmaz olanı işaret eder şiir.

Bilip de anlatamadıklarımızı söyleyendir şiir

Zor zamanlarda direniştir, ilaçtır, şifadır, yaslanacak omuzdur, zamansızlığını ilan edendir, kurtarıcıdır, sığınılacak anne kucağıdır, yandaştır, yoldaştır, çığlıktır umut gemisinin yırtık yelkenlerini şişirir şiir.

Şiir zor zamanlarda zamansızlığını ilan edendir. Bir küpüm yedinci yüzü, içteki derinliğidir şiir.

Kurtarıcıdır, o olmasa alamazdık çiçeklerin kokusunu.

Bizi doyurmaz fakat sözcüklerle doldurur şiir. Bize yeni bir dünyanın kapılarını aralar. Şiir bizi öze götürür.

 Şiir olmasaydı parke taşları döşenemezdi aşkın.

Şiir, görünür kılar konuşulamayanları. Şiir bizi insanı ve yaşamı anlayıp savunmaya, derinliklere götürür.

Sığınacağımız anne kucağıdır. Şiir olmasaydı acıların sevinçlerin rengini bilemezdik. Çünkü şiirdir insana kaybolduğunda yön gösteren. Şiir olmasaydı, söz sessiz kalırdı. Şiir ılık bir nefestir yaralarımızı sağaltan. Şiir olmasaydı nasıl bakardık tarihe, nasıl görürdük geleceği Şiir olmasaydı -dünyadaki en önemli sevinçler, acılar, duygular ve umutlar eksik gedik ve de öksüz kalmaz mıydı?

Olmasaydı şiirler, nasıl anlatırdık kusursuz güzelliğini bir çiçeğin…

Zor zamanlarda şiirden öte dayanağımız yok ki!  İyi ki var şiir!

BİLDİRİYE KATKI KOYANLAR

Ahmet Uçar, Sonbaharda Umut, Fergun Özelli, Fikriye Yazıcı, İlknur Işıl Türkmen, Suzan Bariser, Gani Gerez, Tulay Eker, Dize Irkad, Şükran Yargi, Aliye Ozlu, Ahmet Tahta, Nafia Akdeniz, Maria Siakalli, Tuğçe Tekhanlı, Tamer Öncül, Şehriban Soyal, Halide Yıldırım,  M Can Guney, Fatih Yalıner, Funda Gülseven, Fadıl Kurucu, Sibel Akkorlu, Bulut Unvan, Nalan Çelik, Kubilay Önal, Serap Kanay, Derya Yüksek, Zübeyde Seven Turan, Hatice Özalp, Rana Şenol, Barış Celiloğlu, Gencer Aytüre, Fatoş Davulcu, Serkan Soyalan, Cavit İnam, İkbal Kaynar, Ozgul Gurkut, Kerime Doğal, Melek Kara Taygun, Nihat Ziyalan, Eliz Edebiyat Mudanya Bursa, Gulgun Vaiz, Levent Karataş, Mine Önel, Fehmi Uzal Ustiaşvili, Bülent Tümen, Ahmet Gurol Ersun, Hüseyin Bahca, Sim ge, İzlem Verdi, Devrim Yücel Besim, Yonca Kani Oguz, Erdal Sari, Arzu Ercikan Nezir, Suleyman Devasan, Cemay Onalt Muezzin, Korkut Akın, Gönül Erterzi, Uygur Orhan, Ali İhsan Özeren, Dilek Zaptçıoğlu, Oya Gündüz Aksu, İlkem F. Şener, Incı Erbilen, Oksan Atilan, Dilek Öncül, Dervis Yuksel, Orkun Bozkurt, Kerime Dogal, Cerkes Karadag, Yalçın Oytam, Ruhsan Iskifoğlu, Leyla Ulubatlı, Metin Anibal, Ahmet Alihan, Gulsade Baybuğa Soykök, Naim Pınar, Melike Yalcın Daloglu, Hasibe Sahoglu, Meral Birinci-Sonan, Şirin Zaferyıldızı Zaimağaoğlu, Fatma Haklıgil Akilhoca, Enver Enli, Mine Ömer, Haluk Isık, Aysenur Runyan, Vivien Schmitt, Mustafa Güçlü, Cicek Gockun Bayramoglu, Serife Korucan

[ad_2]

Bu Yazı İçin Ne Düşünüyorsun?

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın